


|
Atatürk Evi
Müzesi
19. yüzyıl sonlarında inşa edilen Erzurum evlerinden biridir. 1915-1916
yıllarında Alman Konsolosluğu olarak kullanılmıştır. 12 Mart 1918
tarihinde Erzurum'un kurtuluşunu sonra Erzurum Valiliğine tahsis
edilmiştir. Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıkışından sonra kongre için
Erzurum'a geldiğinde Hüseyin Rauf Bey ve diğer arkadaşlarıyla 9
Temmuz 1919'dan kongre sonuna kadar bu konakta kalmış ve kongre
çalışmalarını bu konakta yürütmüştür.
Cumhuriyet'in ilanından sonra 13 Eylül 1924 günü Erzurum'a gelişlerinde,
Belediye Başkanı Nazif Bey tarafından Erzurumlu bir kuyumcuya yaptırılan
altın anahtar ve evin tapusu şehir adına Mustafa Kemal Paşa'ya armağan
edilmiştir.
1930-1934 yılları arasında Erzurum kolordu kumandanlarının ikâmetine
verilen konak, Atatürk'ün ölümü üzerine kız kardeşi Makbule Boysan
Hanım'a intikal etmiş ve tapu kayıtlarından elde edilen bilgiye göre,
onun da ölümünden sonra isteği üzerine 12.10.1944 tarihinde Çocuk
Esirgeme Kurumu'na devredilmiştir. Bu kurum tarafından 1980 yılına kadar
kullanılan bina 8.5.1984 tarihinde Sağlık Bakanlığı tarafından Kültür
Bakanlığı'na devredilmiştir.
Bodrum kat üzerine zemin ve birinci kat ile çatı katından ibaret olan
bina onarılarak 3.10.1984 tarihinde Atatürk Müzesi olarak ziyarete
açılmıştır.
|
|
 |
Kongre Binası
Kongrenin yapıldığı
okul, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşlarından sonra Ortaokul olarak
yaptırılmıştı. Kongreden sonra 1920-1921 yıllarında Sanat Okulu,
1922-1923 yıllarında Sultani (lise), 1924 yılında da ilkokul olarak
kullanılmış aynı yılın sonunda, çıkan bir yangınla tamamen yanmıştı.
Erzurum ili özel idaresi, yanan okulun yerine, yeni bir okul yaptırmış,
1926-1927 ders yılı başında Gazi İlkokulu adıyla hizmete açmıştı. Daha
sonra okul, 1940 yılında Atatürk Yapı Sanat Okulu olarak kullanılmaya
başlanmıştır.
1960 yılında,
okulun bir salonu Atatürk ve Erzurum Kongresi Müzesi olarak düzenlenmiş
ve ziyarete açılmıştır. Duvarlarında ve vitrinlerde Kongre ile ilgili
tutanakların, yazışmaların, beyanname ve telgrafların fotokopileri,
delegelerin fotoğrafları ile birlikte biyografileri, Atatürk'ün çeşitli
fotoğrafları, Onuncu yıl Nutku'nun el yazısı ile fotokopisi,
Erzurum'daki tarihi anıtlardan bazılarının yağlıboya tabloları yer
almaktadır. Müze salonundaki masaların üzerinde, Erzurum Kongresine
katılan 54 delegenin isimlerinin yazılı olduğu mermer plakalar vardır.
|
 |
Erzurum
tabyaları
Görmeden
anlatılmaz.
|


 |
Çifte Minareli Medrese
Erzurum’un sembolü haline gelen Çifte Minareli Medrese’nin kitâbesi
olmadığından, yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Selçuklu
Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı
hanedanlarından Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği
düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi de denilmektedir. Genellikle 13.
yüzyılın sonlarında yaptırıldığı kabul edilmektedir. Osmanlı
Padişahlarından 4.Murat’ın emri ile bir süre “Tophane” olarak, daha
sonra da “Kışla” olarak kullanılmıştır. 1942-1967 yılları arasında
Erzurum Müzesi olarak kullanılan medrese, günümüzde çay bahçesi ve resim
sergi salonu olarak kullanılmaktadır. Medrese yaklaşık 35x46 m.
boyutlarındadır. İki katlı, dört eyvanlı ve açık avlulu medreseler
grubundandır.
Zemin katta ondokuz, birinci katta ise onsekiz oda
bulunmaktadır. Avlu 26x10 m. ölçülerinde dört yönden revaklarla çevrili
olup, girişin batısındaki kare mekânın vaktiyle mescid olarak
kullanıldığı anlaşılmaktadır. Zemin katın revakları kalın sütunlar
üzerine oturmaktadır. Sütunların çoğu silindirik, dördü sekizgen gövdeye
sahiptir. Odalar beşik tonozla örtülüdür.
Medrese’nin bezemesinde kullanılan geometrik motifler,
Selçuklu taş süslemesindeki örneklerdir. Bezemenin ağırlık unsuru
bitkisel öğelerdir. Palmet ve rumi motiflerin en çok kullanılanıdır ve
her ikisi de birbiri ile uyum içindedir.
Çifte Minareli Medrese’nin en önemli yanlarından biri
hiç şüphesiz figürlü süslemesidir. Taç kapı taşıntısının her yüzünde
süslemelerle kuşatılmış, dört adet pano bulunmaktadır. Panoda palmiye
(hayat ağacı), iki başlı kartal ve altta iki ejder figürü yer alır.
Güney eyvanın dış duvarlarına bitişik inşâ edilen iki katlı kümbetin
gövdesi oniki köşelidir. Kümbetin üstü dıştan külah, içten kubbe ile
örtülüdür. Saçağı, süsleme şeritler ve silmelerle bezenmiştir. Dört
kollu bir düzenlemeye sahip, cenâzelik kısmı çapraz tonozla örtülüdür.
Kümbetin iç malzemesi mermerdir. Süslemeleri Medrese’nin aksine oymadır
ve bitkisel öğelerden oluşmaktadır.
|


 |
Yakutiye Medresesi (Erzurum - Türk
İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi)
Medrese taçkapısında bulunan kitabeye göre, İlhanlı
Hükümdarı Sultan Olcayto zamanında Gazanhan ve Bolugan Hatun adına,
Cemaleddin Hoca Yakut Gazani tarafından Hicri 710 (milâdi 1310) yılında
yaptırılmıştır.
Türkler'in
Anadolu'ya gelişlerinden hemen sonra başlayan Anadolu'yu değişik amaçlı
mimarî eserlerle donatma çabası bütün tarihi olaylara rağmen devam etmiş
ve Selçuklu Dönemi geleneksel mimarî tarzı Yakutiye Medresesi'nde de
sürdürülerek anıtsal bir yapı ortaya çıkarılmıştır.
Yapı dört eyvanlı
kapalı avlulu medreseler grubundadır. Eyvanlar arasında hücreler yer
almaktadır. Batı eyvanı değişik bir tarzda ele alınarak iki katlı inşa
edilmiştir. Güney eyvanı mescit olarak planlanmış ve bu eyvanın her iki
duvarına mermer vakfiye kitabesi yerleştirilmiştir. Orta avlunun üzeri
mukarnaslı bir kubbeyle örtülmüştür. Doğu eyvanın bitiminde kümbet yer
almaktadır. Kümbette mezar bulunmamaktadır.
Medresenin dışa
taşkın taçkapısı ve iki köşesindeki minareleriyle kurulan denge, yapının
bütününde de cepheye karşılık kümbet yerleştirilerek sağlanmıştır. Bu da
mimarlığın Selçuklu Döneminde bilimsel metotlarla yapıldığını göstermesi
bakımından önemlidir. Ancak köşelerdeki minarelerden biri şerefeye
kadar, diğeri kaideye kadar yıkılarak üzeri konik külâhla kapatılmıştır.
Cephede yer alan
bitkisel, geometrik motifler ve sembolik tasvirlerde de denge ve
simetriye önem verilmiştir. Gerek taçkapısındaki ve hücre kapılarındaki
süslemeler gerekse minaredeki çini süslemeler o dönemde, sanatta gelinen
noktayı ve sanata verilen önemi göstermektedir.
Taçkapısının her
iki yüzünde, silme kemerler içerisinde altta ajurlu bir küre, hayat
ağacı, her iki taraftaki pars figürleri ve üstte çift başlı kartal,
Selçuklu Döneminde dini inançların anlatımını da içeren ve bazı
farklılıklarla değişik yapılarda karşımıza sık sık çıkan bir semboldür.
|
 |
Erzurum Arkeoloji Müzesi
Müzede, Kazılar Salonu, M.Ö.
2000 Trans-Kafkas Kültürü Salonu, Urartu Salonu, Tabiat Tarihi Salonu ve
Ermeni Katliamları Salonu bulunmaktadır.
|
 |
Ulu Cami ( Atabey Cami )
Erzurum’un en eski camilerinden olan Ulu Cami, Cumhuriyet Caddesi
üzerinde, Çifte Minareli Medresenin yanındadır. Saltuklulara Atabey ismi
yakıştırıldığından ötürü bu camiye Atabey Camisi de denilmektedir. Cami
Saltuklu Emiri Nasreddin Aslan Mehmet tarafından 1179 yılında
yaptırılmıştır. Camideki kitabelerden anlaşıldığına göre değişik
tarihlerde beş kez onarılmıştır. Erzurum Valisi Hüseyin Paşa 1639’da,
Ali Efendi 1826’da camiyi onarmış, bunu 1858, 1860 yıllarında yapılan
onarımlar izlemiştir. Bu onarımları belirten kitabeler de camiye
yerleştirilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü 1957-1964 yılları arasında
camiyi bir kez daha onarmıştır.
Camide yapılan farklı tarihlerdeki onarımlar iç mekanda
karışık bir mimari ortaya çıkarmıştır. Bununla beraber 51.00x54.00 m.
ölçüsünde dikdörtgen planlı olan caminin mihrap duvarına dik yedi ayrı
sahından meydana gelmiştir. Bugün on altısı duvarlara bitişik kırk paye
ibadet mekanında üst örtüyü taşımaktadır. Caminin birinci bölümü beşik
tonozla örtülüdür. İkinci bölümün önündeki iki mekan 10 sütunun taşıdığı
tonoz örtülüdür. Üçüncü ve dördüncü bölümlerin üst örtüsü payeler
tarafından taşınmaktadır. Orijinal mihrabın bulunduğu bölüm beş payenin
taşıdığı kubbe ile örtülüdür. Caminin içerisinde toplam 40 sütun
bulunmaktadır. Caminin içerisi 28 pencere ile aydınlatılmıştır.
Bunlardan güneydeki ikinci pencere üzerinde 1826 tarihli onarım kitabesi
bulunmaktadır.
Caminin beş kapısı olup, bunlardan ikisi doğuda, üçü de
kuzeydedir. Bu kapıların hiç birisi birbirine benzememektedir. Doğudaki
birinci kapının iki yanında birer mihrapçık vardır. Bunun kenarına da
1860 yılında yapılan onarımın kitabesi yerleştirilmiştir. Caminin ilk
yapımındaki mihrap duvarı önü hafif sivri kemerler üzerine oturan büyük
pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. Günümüzde burada ahşap bir kubbe
bulunmaktadır. |

 |
Üç Kümbetler
Anadolu’daki anıt
mezarların en güzel örneklerindendir. En büyüğünün Emir Saltuk’a ait
olduğu ve XII.yüzyılın sonlarında veya XIV.yüzyılın başlarında yapıldığı
sanılmaktadır.Diğer kümbetlerin kime ait oldukları bilinmemektedir.
Kesme taştan
yapılmış olan bu kümbet sekizgen gövdeli, yüksek kasnaklı ve üzeri kubbe
ile konik karışımı basık bir külahla örtülüdür. İki renkli kesme taştan
yapılan kümbetin üçgen alınlıklarında ve yuvarlak kemerli kasnak
nişlerinde Orta Asya takvimlerinde görülen burç figürlerini andıran
boğa, yılan, yarasa, kartal gibi hayvan kabartmaları bulunmaktadır.
Buradaki nişlerden birisinin içerisindeki boğa boynuzları arasında bir
insan başının benzerine diğer yerlerde rastlanmamaktadır.
Bu kümbetin sekiz cephesinin dört yüzünde birer çift
pencere bulunmaktadır. Kümbetin kapısı kuzey yönünde olup giriş kapısı
saçakları üzerinde geometrik bezeme ile çiçek ve hayvan kompozisyonları
görülmektedir.
Emir Saltuk kümbetinin güneydoğusunda bulunan ikinci
kümbetin alt kısmı kare planlı ve on iki cephelidir. Yöresel gri renkte
bir taştan yapılmış olup üstte bir küçük, altta ise oldukça bezemeli üç
büyük penceresi bulunmaktadır. Bu kümbetin güney cephesindeki penceresi
aynı zamanda mihrap görünümündedir. Giriş kapısı üzerindeki kitabe yeri
boş olup burada bir kitabe bulunmamaktadır.
İkinci kümbete 4m. uzaklıktaki üçüncü kümbet yöresel
Keyek taşından yapılmıştır. Kümbet on iki cepheli ve dört pencerelidir.
Kuzey yönünde giriş kapısı bulunmaktadır.İç kısmında oldukça güzel
bezenmiş mihrabı vardır. Kümbetin üzerini örten konik külahın kasnağında
Emir Saltuk Kümbetine benzeyen bezemelere yer verilmiştir.
|
 |
Erzurum
Kalesi ve Saat Kulesi
Erzurum Saat Kulesi, kitabesinden öğrenildiğine göre Saltuklu hükümdarı
Emir Muzaffer Gazi zamanında (1124-1132), ll74 yılında İç Kale Camisi’ne
minare olarak yaptırılmıştır. İç Kalenin duvarına bitişik olan bu minare
aynı zamanda bir gözetleme kulesi görevini de üstlenmiştir. Bu kale
Anadolu’da Selçuklu geleneğinin bir devamıdır.
Tepsi Minare veya Kule olarak isimlendirilen saat
kulesinin yüksekliği yaklaşık 21 m. olup üzerinde, sonradan yapılan ve
saatin yerleştirildiği ahşap bir bölüm bulunmaktadır. Buraya saatin ne
zaman yerleştirildiği kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber gezgin
Riter Seyahatnamesi’nde bu saatten söz ettiği dikkati alınacak olursa
saatin l843’den önce kuleye yerleştirildiği sanılmaktadır. Sultan II.Abdülhamit
zamanında Müşir Mustafa Paşa’nın Erzurum valiliği sırasında kuledeki
kitabenin bir kısmı sökülerek buraya saat kadranı yerleştirilmiştir.
Kırım Savaşı sırasında (l853-l856) Ruslar bu kuledeki saati söküp
götürmüşlerdir. Sonraki yıllarda İngiltere l877’de Londra’da yapılmış
olan bugünkü saati buraya hediye etmişlerdir.
Saat Kulesi kare taş kaide üzerinde yuvarlak gövdeli ve kırmızı tuğladan
yapılmıştır. Kuzey yönündeki bir kapıdan girilen kulenin gövdesinin
üzerinde Arapça kufi yazılı bir kitabe bulunmaktadır. Beyaz bir şerit
halindeki kitabenin üzerine tuğladan baklava dilimlerinden bir bezeme
yapılmıştır. Kulenin üst noktasında ise ikişerli sütunların taşıdığı
ahşap köşk kısmı bulunmaktadır. Bu bölüm saat yerleştirilirken
yapılmıştır. |
 |
Tarihi Erzurum Evleri:
Gezimiz sırasında
uğrayacağımız, orijinal yapısı bozulmadan lokantaya çevrilmiş Erzurum
evlerinde nostaljik ve otantik bir ortamda yorgunluk çayı içeceksiniz.
|
Erzurum ile ilgili fotoğraflara ulaşmak için lütfen aşağıdaki bağlantıyı
tıklayınız.